Mehmet Bayraktutar

Mehmet Bayraktutar

Diyanet-Sen Genel Başkanı
mehmetbayraktutar@diyanetsen.org.tr



Yazıcı Sürümü

Gayemiz İnsandan, Sevgiden Yana Olmak


10.16.12, Salı

Bütün toplumlar insanlık tarihi boyunca insanlığı var eden değerler ışığında yaşam

standardını daha üst seviyeye çıkartmak için kendilerine hedef koymuşlardır. Zaten hayatına gaye bulmak ihtiyacını duyan tek varlık insandır. Yaşama gayesi olmadan insan huzur bulamaz. Gayesini tayin etmişse artık o gaye için yaşamaya başlar. Geçmişte milletimiz, örgütlenmesini adalet, güven ve hoşgörü anlayışı üzerine temellendirerek hayat felsefesini oluşturmuştur. Bu anlayışın ürünü Ahilik ve vakıf gibi sivil unsurlar devletle el ele vererek, kadim medeniyet değerlerinin hayat bulduğu bir coğrafya inşa etmişlerdi. Bugün de insanların varoluş değerlerini belirleyen ana paradigma barıştan, huzurdan, sevgiden ve insan haklarından besleniyorsa bu değerleri benimseyenlerin yani bizlerin oluşturdukları örgütlerin payına bu değerlere tuzak kuranlarla dolu bir dünyada mücadele etmek düşüyor.

Bu düşüncelerle Diyanet-Sen olarak sendikal mücadelemizi, insan, emek, demokrasi eksenli sorumlu sendikacılık anlayışıyla taviz vermeden yürütüyoruz. Kamu görevlilerinin güçlü, farklı, özgür ve özgün sesi olmaya özen gösteriyoruz. Gerçek bir sivil toplum örgütü olarak; değişime ve gelişime açık, büyüme heyecanına sahip, akıl ve bilgiyi doğru kullanan yenilikçi anlayışıyla örgütleniyoruz. Sendikacılığı, evrensel ilkeler ve medeniyetimizin kadim değerlerini benimseyerek, içimize sindirerek yapmakta kararlıyız.

Sahip olduğumuz misyon ve vizyonun, sadece üyelerimize, sendikalarımıza Konfederasyonumuza değil insanımıza ve ülkemize aydınlık geleceğin kapılarını aralayacağı inancıyla mücadelemize devam ediyoruz. Diyanet-Sen, bu inanç ve kararlılıkla, kurumsallaşmasını tamamlamış büyük bir sendikal güçtür. Etkisini her geçen gün ve her alanda arttıran büyük bir sivil toplum örgütüdür.

Biz, sadece çalışanlara ve çalışma hayatı ile sınırlı sorumluluklarla yetinmedik. Öznesi insan olan her konuya taraf olduk. Diyanet-Sen olarak hizmet bayrağını devralıp yola çıktığımız ilk günden beri, din görevlilerinin ve vakıf çalışanlarının aklından ve vicdanından hiç ayrı düşmedik, milletin beklentilerine bir an bile bigâne kalmadık. Kendimizi, bu ülkenin insanlarının taşıdığı değer dışında, uzağında bir yere asla ve asla konumlandırmadık. Hiç bir zaman bu ülkenin dertlerine, toplumun ve din görevlilerimizin taleplerine gözümüzü kapamadık, kulaklarımızı tıkamadık.

Millet idaresinin vesayet altına alınmasına asla rıza göstermedik, göstermeyeceğiz. Çözüm ürettik, mücadele ettik, direndik ve din görevlilerimiz ve vakıf çalışanlarımız için güzel kazanımlar elde ettik. Diyanet-Sen, din görevlilerini ilgilendiren bir çok konuda etkin rol oynamış ve her zaman çözümün bir parçası olmuştur.

Son günlerde dünyada ve ülkemizde meydana gelen olaylar bizleri derinden üzmektedir. İslam dünyasını harekete geçirmek ve provoke etmek amacıyla çekildiği aşikar olan, 'Müslümanların Masumiyeti' isimli provokasyon filmini çeken ve çekilmesini sağlayanları şiddet ve nefretle kınıyoruz.Kimi zaman tahrik, kimi zaman siyasi dengeler nedeniyle gerçekleştirilen bu tür provokatif girişimler karşısında Müslümanları sağduyulu davranmaya, tepkilerini hukuk ve İslam geleneğinin bizlere öğrettiği saygı ve naiflik ölçülerinde göstermeye davet ediyorum. İslam ile terör kesinlikle yan yana getirilemez iki kavramdır. Müslümanlar olarak bunun gereğini yerine getirmemiz gerekir. Bu vesile ile tüm Müslümanları, amacı tahrik ve provoke olan bu tür girişimlerin ve kişilerin oyununa gelmemeye, dengeli ve sağduyulu hareket etmeye davet ediyorum.

Yine son zamanlarda ülkemizde artan terör olayları üzüntü ve kaygı vericidir. Derin güçlerin iktidar mücadelesi maalesef bir çok masum askerimizin ve insanımızın hayatına mal olmaktadır. Bu filmi daha öncede gördük demekten biz bıktık artık. Her gün şehit haberleri ile uyanmak bizlere acı vermektedir. Bu sorunun artık kökten çözümü için gerekli adımlar atılmalıdır. Henüz hayatının baharında gencecik insanlarımızı toprağa vermek istemiyoruz.

Biz, Türkiye’nin geleceğinin aydınlık olması için bugüne kadar sorumluluk aldık almaya da devam edeceğiz. Milli iradenin ve milletin sözcüsü olduk. İnsanın, insanlığın, insan haklarının sözcüsü olduk. Olmaya da devam edeceğiz.Üyelerimizin de, milletimizin de, mazlumların da hakkını ve hukukunu korumaya devam edeceğiz.

Bu haberi 2538 kişi görüntüledi.




TümüDİĞER BAŞLIKLAR