Mehmet Yaman

Mehmet Yaman

Diyanet-Sen Genel Başkan Yardımcısı (Mevzuat ve Toplu Sözleşme)
mehmetyaman@diyanetsen.org.tr



Yazıcı Sürümü

Sendikacılığın Bel Kemiği: Mevzuat


12.15.15, Salı
Mevzuat, tarihin bütün detaylarında olan, devlete görüş, fikir beyanında bulunan yapıların, farklı adlandırmalarla tarihi süreçlerde yerini alan önemli bir alandır. Sivil toplum yapılanmalarının öncelikli bilinmesi gereken hususu – neden var olduklarıdır. Daha basit ifadelerle değerlendirecek olursak, tek seslerin çoğula dönüşmesi, tek tek bireylerden çoğula doğru izlenilen bu yolda ana hususların belirlenme sürecini iyi bilmemiz gerekiyor.

Sendikal varoluş bir nevi haksızlıkların karşısında durma, hak arama merkezidir. Diyanet-Sen için mazlum coğrafyalara ses olabilme özellikle konfederasyonun da etkisiyle meydanlarda farklı etkinliklerle sesini duyura bilme anlamını da taşır. Peki sivil toplum örgütlenmesi sadece meydanlarda mazlum insanlara ses olmak için mi vardır? Eğer ki üçlü saç ayağı üzerine konulmamış bir yapı olarak adlandırılırsa, kısık seslerin karşılık bulmadığı bir meydan kalabalığından öteye geçmez.

İşte tam bu noktada istenilenler, KİK görüşmelerinde, Toplu sözleşmelerde bir teklife dönüştüremezse anlamsız, güçsüz, kendi kabuğu içinde çırpınan bir görselden öteye gidemez. Bugün yetkisiz sendikaların yani devletle anlaşmaya oturamayan sendikaların kısır döngü sebepleri budur.

Bu demektir ki mevzuat bir sendikanın bel kemiği, örgütlü yapının iş verenine karşı oluşturduğu, temsil ettiği masada teklifleri sunan birim anlamına da gelir. Diyanet-Sen yetkiyi aldığı dönemden bu güne, anlamlı çıkışlarla din görevlilerin sesi olmayı her zaman amaçlayan büyük bir sendikadır. Sokak dilini kullanmayan, edepli bir yaklaşımla hak arama mücadelesinde etkili, yetkili sendika olma özelliği taşır. Farklı sendikaların çamur at izi kalsın edebiyatına karşı, edebiyle verdiği usturuplu ve yapıcı cevaplar Diyanet-Sen’in olgun yapısından ileri gelmektedir.

Çıkar odaklı yaklaşımları sayesinde, din görevlilerini kutuplaştıran bazı sendikalara inat, bir olmayı, birlik olmayı ve her zaman din görevlilerinin çıkarları için adım atmayı ilke edinmiştir. Meyve veren ağaç taşlanır misali, bazı sendikaların kendi kabuğu içinde sıkışıp, gündemde yer alabilmek için yetkili ve etkili sendikaya sataşma sebepleri de bu yüzdendir. Masa başı sendikacılık anlayışı bazı sendikalar için tek yöntem halini almışken, sürekli sahada olan sendika özelliği yine Diyanet-Sen tarafından ilmik ilmik işlenmiştir.

Mevzuat’ın sosyal doku üzerine olan etkisine baktığımızda, son yapılan toplu sözleşmelerde alınan sonuçları küçümseyen, biz olsaydık daha fazlasını elde ederdik diyen bazı sendikaların, bağlı bulundukları konfederasyonları yetkili dönemlerinde memur camiasını her zaman hüsrana uğratmıştır. Bugün üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen unutulmayan kazanımsızlıklarını unutup pişkince biz daha iyisini alırdık söylemi gerçekçi bir söylemin çok uzağındadır.

Diyanet-Sen olarak büyüklenmeden, büyüklüğün verdiği erdeme haiz olma duasıyla sürekli hizmet üretme gayretindeyiz. Diğer sendikaların din görevlilerinin çıkarları noktasında muhalefet anlayışı yerine, olayın içine dahil olma, taşın altına elini koyma bilincine sahip olmaları sanırım din görevlileri açısından daha anlamlı karşılanacaktır.

Elde edilen kazanımların detayına bakmadan, kazanım noktasında alınan ve verilenlere aldırış etmeden at gözlükleri ile muhalefet olmak, onlar için büyük bir talihsizliktir. KİK görüşmelerinde sunulan maddeler, İlitam, Rotasyon gibi konularda sadece muhalefet olmaları saydığım diğer konulara örnektir.

Mevzuatın edep erkan dahilinde kavgasız ve zaruri bir halden dolayı orda bulunmak olmadığını, masadan kazanımla kalkma hedefinden başka bir hedefe sahip olmadığımızı din görevlisi kardeşlerim anlamış, takdir etmiştir ama ne yazık ki sırf sendikal çıkarları, oturdukları koltuklarda ahkam kesme anlayışları sayesinde gözlerini gerçeklere kapatmışlardır.

Sendikamız, Kurucu Genel Başkanımız Ahmet Yıldız’ın 1998’den beri ortaya koyduğu istikametten asla sapmamış, çizgisini çok daha belirgin hale getirerek hak aramanın adresi, mazlum ve mağdurların sesi olmuştur.

Bizi Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşu yapan diyanet çalışanlarının haklarını en iyi şekilde savunmaya, şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da milletin yanında, zalimlerin karşısında olmaya; kuruluş felsefemizdeki çizgimizden, duruşumuzdan, misyon ve vizyonumuzdan sapmadan Hılf’ül Fudül geleneğinde olduğu gibi sendikal çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.

Bu haberi 1527 kişi görüntüledi.




TümüDİĞER BAŞLIKLAR