Mehmet Ali Omurca

Mehmet Ali Omurca

Diyanet-Sen Genel Başkan Yardımcısı (Mali İşler)
mehmetaliomurca@diyanetsen.org.tr



Yazıcı Sürümü

Değişim Sancısı ve Umutlu Yarınlar?


09.26.11, Pazartesi

Diyanet-Sen Ailesinin çok değerli üyeleri geçmiş Ramazan Bayramınızı en kalbi duygularımla tebrik ediyor, nice Ramazanlara, bayramlara kavuşmamız duası ile sizleri selamlıyorum.
Görevinizin en yoğun ve bereketli olduğu, yaz kurslarıyla, orucuyla, teravihiyle, mukabelesiyle, rahmetin, bereketin, feyzin insanlık üzerine yoğunlaştığı bir ayı hep beraber geride bıraktık. Rabbim kazanmış olduğunuz güzellikleri yıl boyunca muhafaza buyursun.

Değerli Dostlar;
Etkin ve verimli bir Din Hizmeti için üretken bir bilgi akışına, manevi donanıma ve maddi gereksinimlere ihtiyaç vardır. Diyanet-Sen olarak hizmeti esas alan bir sendikacılığı benimsiyoruz. İnsan ve İslam’ın buluşmasında özel olarak hademe-i hayrat olan Din Görevlilerinin üzerinde bir vazife hem de şerefli bir mevki olarak durmaktadır.
Yitik insanımızın dünya ahiret, saadet ve mutluluğunda fedakarca vazife yapan tüm meslektaşlarımıza hizmet etmekten mutluyuz.

Değerli Dostlar;
Ülkemizde son yıllarda büyük bir ivme kazanan demokrasi, insan hakları ve özgürlükleri çizgisine paralel olarak gelişen temsili değil, katılımcı bir süreç böyle bir değişimi zorunlu kılmaktadır.
Biz, çözüm noktasında sendikaların, her zaman sorunlardan daha büyük bir güce sahip olduğunu düşünüyoruz. Hep birlikte geleceğimize ilişkin böyle bir vizyon ve değerler haritası oluşturmuş olarak tamamlamayı temenni ediyoruz. Biz sendikal tarih algımızı, temellerimizi, köklerimizi bu topraklarda gören, bulan ve yeniden ihya etmeye çalışan bir sendikal anlayışın sahibiyiz.
Biz inanıyoruz ki, insanlar gibi sendikalarda geçmişten konuştuğu kadar yaşlı, gelecekten konuştuğu kadar gençtir. Onun için büyük hedeflere, büyük hayallere gidileceğini biliyor, geleceğimiz hayallerimiz kadardır! Diyerek önümüze bakıyor, bugünden başlayarak geleceğin erdemli sendikal anlayışının inşası için çaba gösteriyoruz.

Değerli Dostlarım;
Türkiye yıllardır değişim sancıları çekerken, dönüşüm fırsatları arayan ülke konumundan, her alanda değişimi yaşayan, tarihi dönüşümler gerçekleştiren ülke konumuna gelmiştir. Türkiye, bir türlü egemenliğini bırakmak istemeyen statükonun beslendiği 27 Mayıs – 12 Mart – 12 Eylül – 28 Şubat ve 27 Nisan darbe ve muhtıralarının artık zihinlerde bile yer işgal etmeyeceği aydınlık bir sürece kilitlenmiş durumdadır.
Son yıllarda sivil siyasete karşı yaşadığımız antidemokratik girişimlerin hukuk önünde hesap veriyor olmaları geleceğe dönük umutlarımızı artırmaktadır. Ümit ediyoruz ki bu süreç ülkemizin demokrasi ve özgürlükler ekseninde kalıcı bir etki yapar.

Değerli Okuyucularım;
Bir medeniyet coğrafyası mensupları olarak defolu bir demokrasi, hakları yok sayılan insanlar ve özgürlükleri askıya alınmış malül bir toplum haline getirilmek ne kadar acı vericidir. Onun için 12 Eylül 2010 Referandumunda darbelerin karanlığından, demokrasinin aydınlığına EVET diyerek tavır aldık ve kararlılığımızı ortaya koyduk.

Nerede bir özgürlük sorunu varsa Memur-Sen ve Diyanet-Sen orada oldu, olmaya da devam edecektir.
Nerede bir demokrasi ve insan hakları ihlali varsa Memur-Sen ve Diyanet-Sen orada oldu ve olmaya da devam edecektir.
Nerede bir din ve vicdan hürriyeti ihlali varsa Memur-Sen ve Diyanet-Sen orada oldu ve olmaya da devam edecektir.

Değerli Diyanet-Sen Ailesinin Kıymetli Üyeleri;
Türkiye 12 Eylül ürünü anayasanın izlerinden arınmış, her alanda yaşadığımız toplumsal sancı ve gerilimlerin beslenme kaynağı olmuş bir darbe anayasasından, tüm kesimlerin uzlaşmasıyla oluşmuş, toplumsal sözleşme niteliğinde sivil, demokratik, katılımcı , çoğulcu hak ve adalet temelli, özgürlükçü anayasasını artık oluşturmaktır. Türkiye’yi vesayetten, müdahalelerden arındıracak, ufkunu açacak, ekonomiyi, dış politikayı, demokrasi ve özgürlükleri yeni bir eksende uyumlaştıracak insan odaklı bir anayasa Türkiye’nin ekmek ve su kadar temel ve öncelikli ihtiyacıdır. Ortak akılla hazırlanmış, ötekisi olmayan, hiçbir kesimi dışlamayan bir anayasa Türkiye’nin önünü açar.
Yeni anayasa bütünüyle özgürlükler anayasası olmalıdır. Bu anayasa ile özgürleşen Türkiye, örgütlenen Türkiye olacaktır.
Yeni Türkiye, toplum mühendislerinin kurguladığı korkuların, vehimlerin değil, özgüvenle karşısındakilerle empati kurabilen insanların ülkesi olmalıdır.
Bölücülük ve irtica paranoyalarından kurtulmuş, eksenini medeniyet tutkularıyla tahkimleştirmiş bir Türkiye olmalıdır.
Tarihinden utanan, coğrafyasından kaçmaya çalışan bir Türkiye değil, tarihini güçlendirmiş, coğrafyasındaki değerlerinin farkına varan, kendi dinamikleriyle yol alan bir Türkiye olmalıdır.

Değerli Dostlar;
Medeniyet coğrafyamızın bize yüklediği görevlerin farkındayız. Bugün kendi gücünü idrak eden bir Türkiye’nin bölgemizde istikrar unsuru olduğunu görüyoruz. Tunus’un, Kahire’nin, Bingazi’nin, Filistin’in, Bağdat’ın, Şam’ın, Kabil’in, Üsküp’ün, Bakü’nün, Nahcivan’ın, Kerkük’ün ve Saray Bosna’nın umudu olan Türkiye, küresel dünyada da kendine rol verilen değil, rol belirleyen bir Türkiye olacaktır.
Türkiye siyasi, sosyal ve ekonomik olarak önemli bir süreçten geçiyor. Türkiye demokratikleşiyor, büyüyor ve kamburlarından kurtulmaya çalışıyor. Çetelerin, darbe girişimcilerinin, yer altı örgütlerinin kol gezdiği Türkiye’de artık; hukuk devreye girmiş, bir zamanlar hukuka hesap soranlar şimdi hukuk önünde hesap vermeye başlamışlardır.

Ülkemizin sivilleşmeye, siyasetin vesayetinden kurtulmaya çalıştığı, yeni sivil bir anayasaya yaklaştığı her aşamada provokasyonlara tanık oluyoruz. Önümüzdeki dönemde bu konuda son derece hassas ve dikkatli olunması gereken bir dönemdir. Bu dönemin inşallah daha rahat geçmesi ve Türkiye’mizin daha demokratik ve özgürlükçü bir ülke olması duası ile ve temennisiyle hepinize esenlikler diler, görevlerinizde muvaffakiyetler dilerim..

Bu haberi 2842 kişi görüntüledi.




TümüDİĞER BAŞLIKLAR